YORUMLAR



"Şimdi kendine ait hikayeni yaratma ve yaşama zamanı......"
Ausey

Çalışma yaptığım arkadaşlarıma, geri bildirimleri kısaca yazmalarını rica ettim. Fakat onlar içlerinden geldiği gibi yazmayı tercih ettiler. Benim de elim, yazıları kısaltmaya gitmedi. Bu yüzden olduğu gibi yayınlıyorum

 


Hilal

Yaş:50

Meslek: İnsan Kaynakları Müdürü

 

Yaşam sırlarını içimizde barındırıyoruz ve sadece bazen bunları ortaya çıkartmak için bir rehbere ihtiyaç duyuyoruz. Sevgili rehberim Aslıhan’la çalışmamız hayatımın akışına dokunan sihirli bir eldi ve ben  değiştikçe, çevremdeki her şey değişmeye başladı. Hem de tam hayal ettiğim bicimde. Seçimlerimiz akışı  değiştirebiliyormuş, yaşayarak gördüm. Bu da insanı gerçek anlamda özgürleştiriyormuş. Hayat, arkasına sığındığımız bahaneler ve bahanelerin ruhumuza depoladığı yükleri taşırken, sevebilmenin keyfine varabilme mutluluğunu kaçırmamıza değmeyecek kadar kısa. Artik yük taşımıyor, hayata sevgiyle ve özgürce elimi uzatmayı seçiyorum…


Ufuk

Yaş: 31

Meslek: Veteriner

 

Hayat baya zor geçiyordu. Ufacık şeylere esip gürleyen, sonra vicdan azabından kahrolan, stresli, kaygılı bir adamdım. Önce yargılıyor sonra ceza kesiyor ve karşıma çıkan her şeye, herkese bunun bedelini ödetiyordum. Bu kadar olsa bir nebze idare ederdim belki ama bunu en çok da kendime yapınca, bu yaşamda umutsuz bir insan rolünü üstlenmiş oldum.

 

Aldığım nefesin tadı varmış, konuştuğum her şeyin bir melodisi. Ne garip! Oysa dünya durmaksızın dönen, sonu olmayan bir girdaptan ibaretti. Zor ama keyifli bir yolculuğa çıkmakla başladı her şey. En güzel yere, sevgiye... Ve bu yolculuğa hazırlanmama yardım eden sevgili rehberim Aslıhan Hanım’a teşekkürler...

 


 

Yasemin

Yaş: 34

Meslek: Bankacı

 

Aslı’yla çalışmalara başlamadan önce, bir an geliyor, her şey çok güzel yaşamda ilerliyorum, çabalıyorum, yaşıyorum, ama sonra bir an geliyor ve her şey birden tepe taklak olmuş gibi geliyordu. Tamamen geri düşüyor, yaptığım, başardığım, sahip olduğum hayatımdaki hiçbir şeyi göremez oluyordum. Bunu o kadar sıklıkla yaşıyordum ki… Yıllardır süregelen fiziksel rahatsızlılar, baş ağrıları, mide sorunlarından ve gluten alerjisinden de artık çok bıkmıştım. Benim derdim ne? Bunu anlamak istiyorum demiştim. Sonra çalışmaya başladık. Gördüklerimiz karşısında ikimiz de hayrete düştük defalarca.

 

İyi okullardan mezun, tek başına ayakları üstünde duran, iyi bir işi, hobileri, arkadaşları olan, sevecen, mutlu insan görüntümün altındaki sevgisiz kalmış, değersizlik ve suçluluk duygularıyla, yargılarla korkularla örselenmiş, kendini fazlasıyla başarısız hisseden, ne sevgiyi ne de diğer güzelliklerin hiçbirini hissedemeyen, analitik zihnin esiri olmuş, doğayı seven ama o güzel çam ağacına kaç saniye bakacağını dahi hesap etmeye çalışan birisi olup çıkmışım meğer. O güler yüzlü suratımın arkasındaki beynin içinde ne çok karmaşa olduğunu her fark ettiğimizde, o küçük çocuğu her gördüğümüzde, evet hem çok şaşırdık, hem de çok sevindik.

 

Kendini tanımak, o yolda yürümek… Evet düşe kalka da olsa o yolda yürümek... Kendine doğru yapılan o yolculukta ilerlediğini görmek öyle güzel ki! Fiziksel olarak iyileşmek de cabası.  Rahatsızlıkların altında yatan psikolojik nedenleri anlayıp çözdükçe, fiziksel olarak da iyileşiyor insan. Mesela ben artık simit yiyebiliyorum, çünkü gluten alerjisi rahatsızlığım geçti. Başım nerdeyse hiç ağrımıyor. Sindirim sistemi problemi diye bir şey kalmadı. Dünya böyle daha güzel : )


Zehra

Yaş:35

Meslek: İktisatçı

 

Kendimi bildim bileli, sosyal ilişkilerimi huzursuzluk ve mutsuzluk duygusu hissederek devam ettiriyordum. Genel olarak, ya karşı tarafın tavrından şikayetçi oluyordum ya da kendimi istediğim gibi ifade edemediğim için kendime kızgın ya da üzgün oluyordum. Ya dünya suçlu idi ya da ben yetersiz… Bu şekilde  mutsuzluk ve huzursuzluk duyguları içinde bazen daha kötü, bazen daha iyi bir şekilde hayatımı sürdürüyordum. Ama  bu huzursuzluğum günden güne büyüyerek, beni bu dünyada yaşamakta daha da zorlanan, bir türlü kendine bir yer bulamamış biri gibi hisseden ve içinde bir yerlerde rahat edemeyen bir insan yapıyordu. Bu konuyu çözmek amacı ile Aslıhan ile çalışmalara başladım.

 

Çalışmalara devam ederken cesaret ve açık fikirlilikle kendimle yüzleşmeye karar vermiş olmama rağmen, aslında bunun zannedildiği kadar kolay bir iş olmadığını bir kez daha anladım. Zorlandığım zamanlar çok fazla oldu. Ama Aslıhan’ın yaklaşımı ve desteği sayesinde çözüme doğru yol alabildim.

Bu çalışmalar sayesinde farkına vardığım en temel şey ise, huzurun ve mutluluğun aslında dışarıda bir yerde olmadığı idi. Kendimizle ilişkimizde huzurlu, mutlu ve barış içinde olamadığımız sürece, yani önce kendi kendimizi sevemediğimiz sürece, dünyayla olan ilişkilerimizde de huzuru bulabilmemiz mümkün değildi. Dışarıdan bize yapıldığını düşündüğümüz her şeyi ama her şeyi aslında önce biz kendimize yapıyorduk. Başka bir deyişle, “Kendimizi çözmeden çevremizi çözmemiz” mümkün değildi. Bunun yanında, dünyayı, olayları ve insanları yorumlarken olumlu düşünmek, iyiliği seçmek, sevgiyle görmek, huzurumuzu tesis etme yolunda bize yardımcı olacak yine kendimize ait olan seçimlerdi. Dünyayı ve insanları yargıladığımız nispette aslında kendimizi yargılıyorduk. Bu da öncelikle kendimize verdiğimiz bir zarardı ve bu durumun tüm sorumluluğu yine sadece bize aitti.

 

Bu çalışmalar sayesinde, bugün geldiğim noktada, kendini daha rahat ifade edebilen, sosyal ilişkilerinde ve en önemlisi kendi kafasının içinde daha huzurlu ve daha rahat bir insanım. Önce kendimi, sonra dünyayı, hayatı ve insanları daha çok sevebiliyorum. Huzursuz bacak sendromu yaşıyordum. Altında yatan sebebi bularak, şifalandırdık. Artık geceleri çok rahat uyuyabiliyorum. Tabii bu sadece uzun bir yolun başlangıcı. İnsana önce kendisiyle, sonra da dünya ile barış içinde yaşamasına imkan sağlayan bu anlayışın kapılarını bana açan ve yeniden yeni bir başlangıç yapmama vesile olan  Aslıhan’a gönülden teşekkür ederim.


Esra

Yaş: 38

Meslek: Danışman

 

Sanırım yaşadıklarımı en güzel şöyle özetleyebilirim… Zira ben de sevmiyorum içinde fazla övgü olan yazıları. Ancak bu gerçek...


Ben bir yolda yürüyordum. Bu çalışmadan önce hep daha yürünecek ne kadar uzun bir yol olduğuna odaklı, az keyifli, çoğu zaman şikayetçi geçiyordu günler. Hep bir gün aniden her şeyin kendiliğinden değişeceğini, mutluluğun birdenbire kapımı çalacağını bekleyerek…   

Çalışmalar sırasında ve sonrasında; yürüdüğüm yol güzel görünmeye başladı önce. Yolun o göremediğim sonuna odaklanmak yerine, çevreme bakar oldum.  Arkama bakıp aslında ne kadar yol yürüdüğümü fark ettim... Mutlu oldum, ağladım (hem de çok :) )  Ama her zamankinden farklıydı her şey. Çünkü yolu yürüyen, bakış açısını değiştirebilmeyi başarmıştı. Evet; şimdi de tökezliyorum o yolda. Hatta bazen düşüyorum. Ancak kalkmak çok daha kolay artık ve çok daha kısa zaman alıyor. Düşmekten şikayetçi olmak yerine, hafif bir sırıtışla ayağa kalkabilmek ne büyük bir keyif anlatamam...

Kısacası; yenilendim, dirildim, beni keşfettim, maneviyatımı güçlendirdim, sevmeyi öğrendim ve öğreniyorum... Anlıyorum ve seviyorum kendimi ve başkalarını… 

 

Özgürüm... 
Büyüyorum...


Funda

Yaş: 46

Meslek: İşletmeci

 

Aslı ile yaptığım kısa denebilecek çalışma, kendimle ilgili bildiklerimi kabul ve itiraf etmeme, cesaretimi toplayıp iyileştirici adımlar atmama yardımcı oldu. Çalışmaya kattığı en değerli şey, yüzde yüz odaklanarak, kendini vererek işin içinde olması... Sizi örselemeden yumuşacık sararken, bir yandan da gerçeklerle yorumsuz bir şekilde yüzleştirecek kişidir Aslı... İyi ki varmış bu hayatta!

 

İbrahim

Yaş: 36

Meslek: Bilgisayar mühendisi

 

Bunca zihin ve onca söylenmiş varken, karmaşa ve sorun içinde boğulduğumuzu sandığımız dünyada, o her soru karşısında perdeyi aralar ve zaten hep orada olan güneşi içeriye alır. İki kelimeyle anlat deseler; bence Aslı cevap anahtarıdır...

 

 

YORUMLAR